Kurumsal

TRAKYA YUMURTA KRALLIĞI

Çiftlik kurma hikayesi çok farklı bir şekilde başlamıştır. Osmanlının eski tarihi selatin camilerinden olan Süleymaniye de namaz kılarken ortasında bulunan avizede sarkan işlemeli topun deve kuşu yumurtası olduğuna dair bir söylenti işittim.

Yaptığım araştırmalar beni bize bağışlanan bu kıymetli ürünün marifetlerini bir kez daha düşünmemi sağladı. Küçüklüğümden beri ilgi duyduğum çiftlik hayatı sevgisi nedeniyle iş yerinde aile ihtiyaçlarını karşılamak amaçlı başlamıştım. Piyasada bulunan yumurtalardan hiçbir zaman çocukken köyümüzde olan tavukların yumurtalarının lezzetini almadığımdan dolayı hobi amaçlı başladığım çalışmada Yumurtalar tüm aile fertlerimizce tüketilmekteydi. Aynı üretim teknolojisini kullanarak serbest dolaşan tavuklardan ve döllenmiş olarak oluşan yumurtaların lezzetinin çok farklı olduğunu kısa zamanda hep beraber gördük.

Eski Truvalıların beslediği tavukların bölgelerinin coğrafi yapısı nedeniyle tavuklara bitki örtüsünde çok bulunan kekik ile beslenmiş olduklarını öğrendim. Hobi amaçlı başladığım bu işte çevre dost ve yakın arkadaşların yumurtaların tadına baktıktan sonraki ısrar ve talepleriyle iş sektörü haline getirmenin ilk adımlarını attım. Üreteceğim yumurtalarda lezzet, kalite, protein değerleri ve içerikleri açısından en zengin olan Lohman ve Ataks cinsi tavukları temin ederek çalışmalara başladım. Tavukları seçerken soy, genler, genetik yapılarına dikkat ederek temin ettim.

* Çiflik'te tavuklar serbest olarak dolaşmakta olup Tavukların beslenmesi Truvalılar zamanından itibaren uygulan sistem dikkate alınarak yapılmalıdır.

* Yumurtalar tamamen organik olup döllenmiş tavuk yumurtası olarak özenle hazırlanmaktadır.

* Osmanlı zamanında Selatin Camilerinin harçlarında bağlayıcı nitelikte yumurta akı kullanılmış Camii inşaası için ihtiyaç duyulan yumurtalar Trakya da bulunan tavuk çiftliklerinden temin edilmiştir.

Dönemin padişahı Sultan II. Selim, Mimar Sinan'a şanına yakışır bir camii inşa etmesini buyurdu. Sinan hemen kolları sıvadı ve Selimiye camisini inşaya başladı. Temeller kazıldı, iskeleler kurulmuş. Çalışmalar sürerken Mimar Sinan bir gün elinde bir yumurtayla çıkageldi. Kendi kendine bir şeyler mırıldanıyor, aklından hesap yapıyormuş gibi bir hali vardı. Sonra eğildi ve yumurtayı inşaat kumuna kırıp başladı karıştırmaya.. Görenler şaşırdı tabii. Bir müddet sonra "Bütün inşaatta bu harcı kullanacacağız" diye buyurdu. Sırf bu harç olayı için Edirne Karaağaç'ta bir çiftlik kurdurtdu. 30.000 tavuğun her gün düzenli olarak yumurtaları toplanıp kumla ve kille karıştırılıp camide kullanıldı. İnşaat hızla ilerliyordu. Ama Mimar Sinan bir gün ortadan kayboldu. Her yeri aradılar, ama Mimar Sinan'ı kimse bulamadı. Tam 8 yıl sonra Mimar Sinan çıkageldi. Caminin kaldığı yerden devam etmesini buyurdu. Sultan Selim inşaatın 8 yıl beklemesine çok sinirlendi: "Tez getirin Sinan'ı" diye emretti. Sultan Selim bu tüm saray efradı korkudan tir tir titriyor, Selim'in gazabından korkuyorlardı. Mimar Sinan gayet sakin huzura çıktı. Selim "anlat" dedi. Mimar Sinan kendinden emin, temelin sağlam olması için zaman gerektiğini söyledi ve ekledi: "Hesaplarıma göre 8 yıl gerekiyordu" demiş. Sultan Selim, Mimar Sinan'ın dehası karşısında diyecek bişey bulamadı.

Trakyam Yöresel

Lütfen Bekleyin..